Varoluş Dergisi

BEN KİMİM

Ruhsallığın gereklerinden birinin hiçlik olduğunu hep duyardım. Duymak ayrı, duyduğunu anlamak ve idrak etmek apayrı… Bu anlamda en doğru cevabın içimden geldiğini gördüm. Soran da O, cevaplayan da O. İçimdeki de O.

(Aşağıdaki video ile birlikte okunması önerilir.)

Geçtiğimiz günlerde kendi kendime düşüncelere dalmışken, ‘Ben kimim?’ diye bir soru sordum içimden ve bir anda yüreğimden aşağıdaki cümleler döküldü.

Yapaylık denizinde yüzüyorum. En yapay halin sonunda sahiciliğe akıyorum. O kimlik, bu kimlik, şu kimlik derken kim olduğumu unutuyorum. Kabın içine konulmuş su gibi oluyorum. Akışkan, istediği zaman bedene bürünen…

Her saniye kim olduğumu unutuyorum. Bir el arkadan hatırlatıyor; ‘Sen busun’ diye. O kim diyorum tanımıyorum. Kendime kimi zaman yabancılaşıyorum. En yabancı olduğum bir an da en yakınıma sokuluyorum.

O yerde yaşıyorum, bu yerde yaşıyorum. Onu deniyorum, bunu deniyorum. O kişi oluyorum, bu kişi oluyorum. Olmadı sil baştan diyip tekrar doğuyorum. Ölüyorum doğar doğmaz ve artık tüm bu olasılıklardan sıkılıp bir gün feryat ediyorum.

Ben HİÇİM diye…

Ben hiç biriyim. Bu saydıklarımın hiç biri değilim. Hiçliğin hikayesi de böyle doğdu diye fısıldıyor uzaktan bir ses…

Ruhsallığın gereklerinden birinin hiçlik olduğunu hep duyardım. Duymak ayrı, duyduğunu anlamak ve idrak etmek apayrı… Bu anlamda en doğru cevabın içimden geldiğini gördüm. Soran da O, cevaplayan da O. İçimdeki de O.

O vakit ‘Ben kimim?’ sorusunun kilit bir soru olduğunu söyleyebilirim. Bu soruyu her sorduğumuzda farklı cevaplar alabiliriz. O an ki arınma durumumuza göre gelen her cevap en doğru cevap olacaktır. Bu gelen cevaplar çelişkili olabilir. Hayat gidişatımızda planladığımız cevaplar gelmeyebilir. Cevaplar,  gelişimimizin hızlıca olabilmesi için kimi zaman ters köşe yapacaktır. Çünkü kendimizi şartladığımız cevaplar, bizim henüz aşamadığımız kalıplarımız dahilinde  aldığımız cevaplar olacaktır ki zaten bildiğimiz yoldan gitmiştik ve çözüm bulamadık.  O yolun bize çözüm verdiğini görsek ‘Ben kimim’ sorusunu sormazdık.

Bu soru içsel pusulamızı kaybettiğimizi düşündüğümüz zamanlarda karşımıza çıkar. Bazen bir şarkı yoluyla, bazen de çayımızı yudumlarken gözümüzün daldığı üç saniyelik boşluk içerisinde içimize düşüverir.  Zaman, mekan, sahne kişinin hayat yolunda nerede ise cevap ona göre gelecektir.

Bu yazıyı okuyan sevgili okurum, bu yazıya tesadüfen rastlamadın ve okumadın. Hayat pusulan, arayışını sürdürürken seni buraya getirdi. Bu cümleleri okuduktan sonra gözlerini kapat ve çok içten bir şekilde kendine ‘Ben kimim?’ diye sor.  Cevap, soruyu sorduğun anda da gelebilir. Bu yazıyı okuduğunu ve soruyu sorduğunu unuttuğun bir anda da karşına çıkabilir.

Aldığın cevapla birlikte, esenlik ve kolaylıklar dilerim.

 

 

 

 

 

 

Esra Yılmaz

1987 Ankara'da dünyaya geldim. İlk ve ortaöğrenimimi Ankara'da, Lisans eğitimimi Muhasebe ve İşletme üzerine İstanbul'da tamamladım. Halen İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümüne devam etmekteyim. 2009 Yılında reiki ile 2011'de de İsmail hocamla tanıştım. Reiki 3 a aşamasındayım. Kendimi tanıma evresini yaşarken insanlara faydalı olabilmek amacındayım.

2 yorum

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…