Varoluş Dergisi

BEDENİNİZİ DİNLEYİN

Telefon sesi, insanların bağırışı, araba kornası, sosyal medya bildirimleri derken işitsel ve görsel olarak sürekli uyarılma halindeyiz. Durum bu olunca; sesleri duyarken dinleme yeteneğimizi kaybediyoruz.

Bu kadar gürültü içinde en çok da  dinlemediğimiz hatta duymadığımız kendi sesimiz. En son ne zaman biricik ve asıl olan bedenimizi dinledik, nasıl hissettiğimizi izledik. Aşk acısı yaşadığınız da kalbinize bıçak saplanması ya da sınava girerken hissettiğimiz karın ağrısı, üzgünken hissettiğimiz baş ağrısı, yorgunken hissettiğimiz sırt ağrısı. Bedenimizin en tanıdık ve yardım çığlığı olan hissi, ağrı hissidir.

Bedenimiz duygularımızın farkına varmadığımızda bunu ağrı hissi ile ortaya çıkarır. O zaman dinleyin, boş verin ayrıntılı düşünmeyi, karnınız mı ağrıdı? Düşünün ne yediğinizi. Belki de iyi gelmemiştir o instagram fenomeninin yediği  avokadolu nohut.  Başınız mı ağrıdı? düşünün yaşadığınız o günü, sizi mutsuz eden insanları; belki de temizlemelisiniz hayatınızdan bize kötü gelen aşağı çeken insanları.

Bacağınıza kramp girdiğinde, bacağınıza giden eliniz kadar basit düşünün ve yapın.

Bedeniniz size önem veriyor ve yediğiniz olmadık yiyecekleri sindiriyor. Bastığınız onca pench press kaldırmaya olmadık insanlara tahammül etmeye çalışıyor, ayakta ve yaşamaya devam ediyor. Birini önemsediğimizin ilk belirtisi onu dinlemektir. O zaman dinleyin, hissedin bedeninizi. Belki uzun zamandır hissettiklerinizi görmezden geldiniz. Bedeniniz sizin onunla ilgilenmeyeceğinize karar verdi ve kendini sessiz moduna aldı. Sesi artırın ve dinleyin.

Nasıl mı?

Yavaşla…

Sadece bir an için nereye yetişiyorsan, neyi yine mükemmel yapmaya çalışıyorsan yapma! Sadece yavaşla…

Derin nefes…

Derince uzun bir solukla; al deniz mavisini, gün sarısını, orman yeşilini..

Ver tüm siyah renkleri…

Meditasyon

En basit haliyle başlamaya ne dersin? Kendi zamanınızda bu 5 dakika – 30 dakika olabilir. Rahat bir oturuşa geçelim. Gözlerimizi kapatalım. Ellerimiz ister açık, ister kapalı fakat dizlerimizin üzerinde olsun. Vücudumuzun ağırlaştığını hissedelim. Şimdi en zor kısım geliyor. Beynimizi boşaltalım.. Huzurun kendimiz olduğunun farkına varalım ve bedenimizi ne kadar sevdiğimizi üç kez tekrar edelim.

Düşünmeden karar ver…

Korkma bırak sürekli sana dayatılan düşünceleri sen ol hemen şimdi karar ver, uygula. Yeme o avokadolu nohudu ya da gitme sosyal medyadan dayatılan o etkinliğe.. Alma o gereksiz elbiseyi.

Hemen şu an şimdi biricik bedenini dinle ve yap onun için en iyisini…

Yrd.Doç.Dr.Selcan Arpa Düşünceli

1977 Flensburg doğumluyum. Temel öğrenim hayatımı Çankırı’da tamamladıktan sonra, yüksek öğrenimimi Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, sonrasında uzmanlığımı 5 yıl fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında tamamladım. Cleveland Üniversitesi'nde Hemipleji rehabilitasyonunda çalıştım. Şu anda, Nişantaşı Üniversitesi'nde Öğretim Üyesi ve özel bir hastanede, Fizik tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı olarak çalışmaktayım. Seyahat etmeyi çok severim. Yaklaşık 40 ülke ve 60 ı aşkın şehir gezdim ve geziyorum. Yogayı günlük rutinimde uygularım. Aynı zamanda Aroma Terapistim. Holistik Tıp ile ilgili olduğum için reiki ile tanıştım. Bir çocuk annesi ve evliyim.

1 Yorum

  • Okurken bile rahatladım hocam bilinçlendim ,farkettim ; bedenime nasıl eziyet etmişim demedim değil eşsiz bi insansınız hayran kalmamak imkansız😍

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…