Varoluş Dergisi

Bedenin Sesi

Küçük yaşlarda yemek konusunda mız mızlık yapan grubun için ben de yer alıyordum.

Kardeşim çok iştahlı bir çocuktu ve aa bak havada kuş var diyerek tabağımdaki yemekleri yerdi. Biz büyüdükçe tutumumuz değişmediği için ben iyice zayıfladım o da tam tersi çok kilo almaya başladı. Bunları okurken tebessüm edeceğini düşünüyorum. Annem onun bu durumuna üzülüp spora verdi ve şu anda gayet sağlıklı bir kiloda.

17 yaşına kadar yemek yemeye fazlasıyla direndim. O yaşıma kadar doğru düzgün sebze yemememe rağmen sağlık problemiyle karşılaşmamak benim şansım oldu.

Ne zaman ki çocukluk, ergenlik evresi bitmeye başladı ve birey olma sorumluluğu gelmeye başladı. O dönemlerde stres kavramını daha yakın tanımaya başladım.

Yemek yeme isteğim geldi heyyy neler oluyor?

Yavaş yavaş artan iştahımı ilk farkeden annem oldu diyebilirim. Onun açısından o anda çok büyük bir mutluluktu. ‘’Benim sıska kızım yemek yiyor oh maşallah.’’ İnternet üzerinde dolaşan bazı capsler vardır ya. Annenin gördüğü, senin gördüğün. O da sıska kızının halini yemezse ölecek diye gördüğüne eminim.

Artan iştah grafiğim, üniversite de sınav stresi genç kız olma telaşı ve çevreye, topluma tam anlamıyla açılma derken kontrol edilemez bir hale geldi. Kontrolsüz yapılan herşey de olduğu gibi benim durumumda 3 kilo patates, 5 kilo domates, 7 kilo soğan derken ortalama 50 kg civarı olan ben 70 kg ya 1 sene gibi kısa bir sürede ulaşmıştım. Ekranlardaki reklamlarında etkisi ve tüketim gençliğinin bir parçası olan ben hamburgerler, yağlı patatesler yüzünden tamamen bu hale geldiğimi düşünüyordum. O gün ki ruh halimin tek sorumlusu sanat eseri gibi üstüne dondurma konulan sufleydi.

Kulağa 70kg çok gelmeyebilir ama yıllarca benim gibi teyzelerin kuru kız diye tabir ettiği bir formda olan biri için biraz fazlaydı.

Değişim rüzgarları…

Zaman zamanı kovalarken, reikiyle tanıştığım zamanlardan sonra yeme alışkanlığım kendiliğinden düzene girmeye başladı. Çok yağlı yemekleri ve asitli içecekleri azalttım. Abur cubur her zaman değil arada bir canım çektikçe yedim. Hayatımın ivmesi arttığı bir dönem olduğu için aldığım kiloları verip kendime göre ideal bir kiloya geldim.

Yukarıda anlattığım değişim için ‘’aa tabi anlatıyorsun da öyle hadi yemeyeyim diyince olmuyor veya ‘’bu işler öyle kolay değil’’ der dediğinizi duyar gibiyim.

Bu anlattıklarım sadece birer özet. Alt yazılarına değinecek olursak,

Beden, ruh, zihin yani biz, yani insan. Üçü de birbiriyle koordineli bir şekilde hareket ederler. Beden, zihin ve ruhun sözünü dinler ve uygular. Aralarındaki anlaşmaya göre, zihin bedeni yönetir ve beden onun söylediklerini harfiyen uygular. Örneklemek gerekirse, zihnimize zararlı veya zararsız aldığımız düşünceler , bedenimizde de zararlı veya zararsız aldığımız besinler ve maddelerin karşılığıdır. Yemeyi kesmemize , hareket etmemize ve farklı yöntemler denememize rağmen gitmeyen kilolar, içimizde tuttuğumuz ve biriktirdiğimiz duygu ve düşüncelerin karşılığıdır. Duygu durumumuz bozulunca hormonlarımıza o da bedenimize etki eder. Duygu ve düşüncelerimiz düzeldikçe hormonlarımızda düzelmeye böylece bedenimiz sağlığına kavuşmaya başlar.

Sağlığına kavuşan bedenimizle daha çok nefes almaya, hareket etmeye, hareket ettikçe yeni yerler görmeye, kendimizi keşfetmeye, daha çok dans etmeye, yaşamdan çok daha fazla keyif almaya başlarız.

Sağlıklı bir bedene sahip olmak demek, incecik bir bedene sahip olmak değil, kendimizi her halimizle olduğu gibi kabul edip, duygularımızı düşüncelerimizi bastırmadan kendimizi ifade edecek bir yol bulmak demektir. Her düşünceyi zihnimize depolamadan gerekli olanları almak demektir. Ruhun isteklerini dinlemek ve uygulamak demektir. Kilo dengesi, yeme içme düzeni bunların sonucunda kendiliğinden gelecektir.

Esra Yılmaz

1987 Ankara'da dünyaya geldim. İlk ve ortaöğrenimimi Ankara'da, Lisans eğitimimi Muhasebe ve İşletme üzerine İstanbul'da tamamladım. Halen İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümüne devam etmekteyim. 2009 Yılında reiki ile 2011'de de İsmail hocamla tanıştım. Reiki 3 a aşamasındayım. Kendimi tanıma evresini yaşarken insanlara faydalı olabilmek amacındayım.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…