Varoluş Dergisi

AY’IN SIRRI

Ay’ın evrelerinin insanların ruh hallerini etkilediği gerçeğinin yanı sıra Ay, insanların dışındaki birçok canlı için doğru hareket zamanını gösteren bir yol göstericidir.

Ay’ı gördüm Allah Amentü Billah.

Çok sevdiğim rahmetli Nimet teyzem, Ay, Yeniay fazına girdiğinde bu sözü söylerdi.

Gerçekten de Dünya’nın biricik uydusu Ay ve onun evreleri, nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar ulaşan birtakım inanışların kaynağında yer almaktadır. Örneğin; Yeniay yeni başlangıçlar getirir. Yenilenmenin ve bol duanın zamanıdır. Yeniay fazı, Ay’ın yaratıcı enerjisini almaya, tüm olumlu şeylere niyet edip bir ‘Bismillah’ deyip hedeflerimize yürümemiz için en uygun dönem. Dua ederek ya da meditasyon yaparak tuttuğumuz dileğimiz, Ay büyürken büyüyor, niyetimiz de Ay’la beraber olgunlaşıyor, sonra bir bakıyoruz ki, oluvermiş bile. Dileğimizi dilerken, belki küçük ritüeller yaparak, istediğimiz şeyi imgeleyerek ya da bir yere çizerek, dileğimizi olmuş kabul edip, motivasyonumuzu artırabilir, olumlu titreşimlerimizi evrene yayarak süreci hızlandırabiliriz.

Yeniay’da tuttuğumuz dileklerimizin mahsulünü ise Dolunay’da toplarız.  İnsanlar Dolunay zamanlarında daha gergin olduklarını, Dolunay’ın kendilerini sıklıkla negatif etkilediğinden bahsederler. Çünkü Dolunay gerçekçidir. Verdiğimiz kararların yanlışlığını fark etmemizi sağlar ve niyetlerimizi sorgulatır. Dolunay, Yeniay zamanı edilen niyetlerin ve dileklerin gözden geçirilmesi, Dolunay’a kadar olan süreç içerisinde tutulan bu dileklerin, edilen niyetlerin ya da aldığımız kararların kendimize  ne kadar uygun olduğunu ya da olmadığını apaçık görüp, anladığımız zaman dilimidir çünkü. Dolunay zamanında bu dileklerimizi gözden geçirip, dileğimizi biraz farklı bir haliyle istemek ve yenilediğimiz dileğimiz için niyet etmek gerekir. İşte bu gerginliğin nedeni tam olarak budur. Aslında geçmiş dönemde verdiğimiz kararların ve isteklerimizin kendimize uygun olmadığını, ya da hangi halde istersek daha uygun olacağını gerçekçi Dolunay bize hatırlatır ve gergin ruh haline bürünürüz. Çünkü, her şey apaçık ortaya dökülmüş, umduğumuzun aslında çok da iyi olmadığını ve belki bir başka dilekle yer değiştirmesi gerektiğini anlamış bulunuruz.

Aslına bakıldığında bu durum doğanın bize sunduğu ikinci bir şans gibi. Dileğini tuttun. Bekledin. Olduğunda senin için ne kadar hayırlı olacağını ya da olmayacağını hissettin ve anladın. Şimdi istersen dileğini değiştir ve yeniden iste.

Ay’ın evrelerinin insanların ruh hallerini etkilediği gerçeğinin yanı sıra Ay, insanların dışındaki birçok canlı için doğru hareket zamanını gösteren bir yol göstericidir.

Bu konuda özellikle Anadolu insanının Ay’ın evreleri için söylediği birtakım sözlerin ne derece doğru olduğunu da sıklıkla deneyimliyoruz.

Anadolu’da “Ay’ın yenisinde olur börtü böcek, eskisinde olur börek çörek” sözü o kadar kadim bir bilgi ki; kimilerine göre Yeniay’da yapılan yiyecekler örneğin tarhana lezzetsiz olur, kurulan turşu ve yapılan reçeller dayanıksız olur ve çabuk bozulur ya da kurtlanır. Konserve, turşu, reçel, peynir ya da tarhana gibi şeyleri yapmak için Yeniay’ı değil tam aksine Dolunay’dan sonra küçülen fazdaki Ay evresini takip etmek gerekir.

Yeniay’da yapılan ekmekler, poğaçalar her zamanki kadar kabarmaz ve lezzetli olmaz.

Yeniay zamanlarında hasta bitkileri budamak onları iyileştirirken, sağlıklı olanların bir dalına zarar geldiğinde veya koparıldığında ise bu durum onu öldürebilir ya da sağlıksızlaştırabilir.

Bitkiler, Dolunay zamanı gübrelenmelidir. Toprak ana gübreyi en uygun Dolunay zamanında değerlendirir. Aynı şekilde bitkiler Yeniay fazında olduğu gibi bu dönemde de hassastırlar. Bitkilere karşı nazik olmalı ve dallarının incinmemesine dikkat edilmeli, sağlıklı bir dalı koparmamalı, bitki küstürülmemelidir. Çiçek ekimi için ise en uygun zaman Dolunay’a yaklaşırken, İlkdördünle Dolunay arasındaki dönemdir. Anadolu’da “Ay’ın yenisinde yapılan işten hayır gelmez, Dolunay’ı bekle bereketini gör” sözü Ay’ın evreleri üzerine kültürümüze yerleşmiş doğal deneyimlerin ve inanışların nasıl da bilimsel olarak kanıtlanmış gerçekliklerin eserleri olduğunu apaçık ortaya koymaktadır.

Yine  Ay’ın küçülmeye başladığı fazda (Eskiay’da) kesilen odunlarda kurtlanma olmadığı görülmüş olup, Anadolu’da yıllardır kurtlanmayan ahşap evlerin kurtlanmama ve dayanıklı kalmalarının sebebinin ise bu ağaçların, Ay’ın doğru evresinde kesiliyor olmalarıyla bağlantısının bulunduğu kanıtlanmıştır. Çünkü Yeniay’da odun kesilmez, odun kolay çürür ve çatlar.

Anadolu’da koyun kırkma işlemi bile Ay’ın evresine göre yapılmaktadır. Yeniay zamanı koyun kırkılmayacağı aksi takdirde yününün kolay kopacağı ve güveleneceği söylenir. Doğayla iç içe yaşayan Anadolu insanı, edindiği bu çok eskiye dayanan bilgiler sayesinde hasadın ne zaman toplanacağına Ay’ın konumu ve fazına göre karar vermektedir.

Dolunay zamanı toplanılan sebze ve meyvelerin daha sulu ve lezzetli olacağına ve daha dayanıklı olacağına dair deneyimler yüzyıllardır kültürümüze yerleşmiş, denenerek neredeyse bilimsel bir gerçeğe dönüşmüş bulunmaktadır. Günümüzde, Ay’ın evreleri ve Dünya’ya olan etkileri üzerine bilimsel projeler geliştirilmiş, bilim insanlarınca deneysel araştırmalara konu edilen bu etkiler üzerinden Ay’ın sırrı çözülmeye çalışılmaktadır.

Ay’ın sırrına ermeniz ve nimetlerine aşk ile vakıf olmanız dileklerimle…

Müge Bostancı

1984 İstanbul doğumluyum. İstanbul’da serbest avukatlık yapıyorum. Aynı zamanda sosyoloji lisans eğitimime devam ediyorum. Bazı sosyal yardım kuruluşlarında ve kadına yönelik şiddetin durdurulması için çalışan bir platformda görev alıyorum. Mesleğimin bana yüklediği negatif etkileri reiki ile ardımda bırakarak hayat yolculuğuma devam ediyorum.

Add comment

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…

bitcoin ne kadar btc ne kadar