Varoluş Dergisi

AY ile GÜNEŞ’in DANSI

Evren bir gizemdir. Doğa ise öğretmen. Tüm evren semboller ile konuşur. Semboller insanı anlatır.

Yaşamın temsilcisi Güneş ve Ay’dır. Biri kral diğeri kraliçe. Tüm mitolojik hikâyelere tarihler boyunca konu olmuşlardır. Ay ve Güneşin aşkı hiç bitmez, sonsuzdur.

Gündüzün kralı Güneş, Ay’ın yanına gidemez çünkü onu yakıp kül edeceğini bilir. Her sabah Güneş, Ay için doğar, onun için parlar, aşkını göstermek için tüm gücüyle parlak ışınlarını tüm evrene yansıtır, yaşam olur. Bilir ki onu görmese de kavuşamasa da ışığı Ay’a ulaşacaktır. Her akşam hüzünle batar gökyüzünde, tüm hüznünü muhteşem renkleri ile gökyüzüne yansıtır, bir nevi sevdiğine veda namesidir. Güneşin hüzünlü renkleri gün batımındaki melodiler olur.

Gecenin kraliçesi Ay, Güneşin yanına gidemez yanmaktan korkar, derdi yanmak yok olmak değildir, onu bir daha görememektir. O bilir ki, parlaklığı Güneşin aşkındandır. Sevdiğinden gelen ışık ile parlar. Ay aşkının gücü ile ışığını duygular olarak evrene yansıtır. Ay Güneş’in ışığını hissettiğine emindir. Her ay ışığı sevdiği için yeryüzüne dökülen gözyaşlarıdır.

Her ikisi de o kadar güçlüdür ki, tüm gezegenler onların aşkı ile dengelerini korurlar, onlara saygı duyarlar. Ay yansıtıcı bir aynadır. Güneş ana enerji kaynağı dönüştürücüdür.

Tüm evren her doğan gün ve gece de Güneş ile Ay’ın aşkına şahit olur. Onların kavuşma özlemi o kadar büyüktür ki; tanrı ayda bir kez bir araya gelmelerine izin verir. O an en kutlu gündür Ay ve Güneş için. Sanki hiç ayrılmamışlar gibi bir araya gelirler. Eksik olan tamamlanır, tam ve bütün olduklarını hissederler. Ortaya çıkan enerji; dönüştürücü ve yansıtıcı gücün, akıl ile duygunun koşulsuz birleşimidir, ruhları dengede ve tamamlanmıştır. Evrende o kadar büyük bir güç oluştururlar ki, insanoğlu tarihler boyunca bu zamanı yeni ay olarak isimlendirmiştir. Tüm yeni işlerine bu dönemde başlar, tohumlarını tarlaya bu dönemde ekerler. Evren onların kavuşmasını kutlar. Aşk ile Güneş tutulur, Ay dans eder.

Onların aşkı, tüm evrende “Bir olmanın sembolüdür”. Yaratılışın ana temel sembolü budur ve kodlanmış olarak her birimizde mevcuttur. Hep eksik olanı arar insan, diğer yarısını.

Ay’ın doğası hızlıdır değişkendir aynı duygularımız gibi. Güneş yavaştır, kararlıdır, iradedir. Ay, kavuşma sonrası en yavaş hızı ile aşkı olan Güneş’den uzaklaşmaya başlar. Güneş ve Ay birbirlerini en uzak noktadan gördüklerinde aşk acıları ve özlemleri artar o kadar uzaktadırlar ki hiç kavuşamayacaklarını sanırlar. Ay tüm aşk ve özlem duygularının birikmiş hali ile gece gökyüzünde tüm ihtişamı ile parlar; Ay Tutulur. Bu Dolunay zamanları gizlenen duyguların dışa vurduğu zamanlardır. İnsanların kendi ile yüzleşme zamanlarıdır. Akıl ve mantığın ortadan kalktığı, içerdeki üstü örtülü perdenin açıldığı gerçek duyguların ortaya çıktığı zamanlar. Bir nevi aranan diğer yarıya söylenen aşk nağmeleri olur gözyaşları.

İnsan, Güneş ve Ayın aşkını arar. İnsanın takıldığı nokta şudur; Güneş ve Ay hiç birşey beklemezler birbirlerinden şartları koşulları yoktur. Her ikisi de tek ihtiyaçlarının sevgi olduğunu bilirler. Bu yüzdendir ki ihtiyaçları olan aşkı beklentisiz şartsız tüm ihtişamları ile birbirlerine sunarlar. Alma ve verme dengededir; Güneş ışığı ve Ay ışığı gibi.

Güneş iseniz içinizdeki Ay ile yüzleşin, Ay iseniz içinizdeki Güneş ile yüzleşin. Dengelenin. İçinizdeki melodiler ile gözyaşlarınızı dengeleyin ki ruhunuz dans etsin. Ancak kendi içinizde yarattığınız denge hayatınıza ışık olarak gelir ve kalır, nefes olur.

İşte böyle,
Işığınız daim dansınız muhteşem olsun.
Şifa olsun.

Atmajyoti

Kendini, Seni, O’nu arayan gezgin.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…