Varoluş Dergisi

ANLIK KİŞİLİK

Olumlu veya olumsuz olsun ben şöyleyim, ben böyleyim inançlarından oluşturulan kişilik, yargı/yorum sonucu kişinin farkında olmaması sonucu zihin tarafından oluşturulmuştur. Yani bilinçaltına ben korkağım, ben değersizim, ben beceriksizim gibi yerleşmiş kalıplar, ben değerliyim, cesurum, ben becerikliyim gibi kalıplarla telkin sonucu değiştirilebilir.

Bir kafede çayını yudumlayan Esin’in ayağına bir kedi değer. Refleks tabi, “Ayy” diye bağırarak hızla yerinden kalkar Esin. Eee bizim toplum/zihin durur mu? Esin’i hemen yargılar.

Karar: “Esin korkak”.

Karara istinaden Esin, kişiliğine “ben korkağım” maddesini ekler.

Esin kafeden çıkışta, öfkeyle birbirine girmiş iki kişinin kavgasını ayırır, ama yorumlayan/ yargılayan yoktur o sırada. Onun için olay sıradan bir şekilde yaşanır ve biter. Çok cesurca bir harekettir belki, ama kişiliğe “ben cesurum” olarak kodlanmaz maalesef.

Bu kadar atraksiyon yeter biraz da keyifleneyim diye alışveriş merkezine giden Esin 150 tl fiyatı çok bularak beğendiği bir elbiseyi almaz. Toplum/zihin hemen yargılar.

Karar:“Esin cimri”

Kişiliğe bir inanç daha eklenir. “Ben cimriyim”.

Mağaza çıkışında yardım derneğine 200 tl yardım yapan Esin’in kişiliğine “bonkör” yaftası yapıştırılmayınca o olay da yorumlanmadan yaşanıp biter.

Ertesi sabah 05.30’da kalkıp, çocukları okula gönderip, alışverişi yapıp evi temizler Esin. Akşam da yemek ve sonra da ütü yaparak o gününü noktalar. “Bana elma soyar mısın?” diyen eşine “çok yorgunum” deyince, bu sefer eşi tarafından yargılanarak tembel sıfatına layık görülür ve kişiliğine “ben tembelim” inancını ekler.

Bu arada aslında eli dantele hiç yatkın olmayan Esin’in yemekleri beğenildiği için Esin de “ben çok becerikliyim” inancı gelişir. Kişiliğe becerikliyim maddesi eklenir. Otobüste kucağında çocuklu kadına yer vermeyen Esin, babasının yanında sigara içmediği için “ben çok saygılıyım” yargısını ekler kişilik satırlarına. Sırf “ayy çok kilo almışsın” dedi diye üst komşusuna kinlenip, geceleri intikam planı almayı düşünen Esin, eşi ile tartışmasını uzatmadı diye “ben kindar değilimdir” maddesini eklemeyi tercih eder bu sefer kişiliğine. Bir anlık bir iç geçirme olmasına rağmen; iş arkadaşı onun istediği ayakkabıyı alınca, “çok kıskancım”inancını yerleştirir kişiliğine bir güzel.

İşte böyle böyle “bireyin deneyim ve tercihlerinden oluşturduğu ve onu diğer bireylerden ayıran davranış biçimlerinin tümü” olarak sözlüklerde geçen meşhur kişilik kavramı; gerek toplum, gerek aile bireyleri, gerekse zihin tarafından yargılanma sonrası farkında olmadan kişinin bilinçaltında inançların birikmesi sonucunda şekillenmeye başlar. Herkes gibi bilinçaltını “Ben şöyleyim, ben böyleyim” kalıpları ile dolduran Esin farkında olmadan bu kalıplara göre davranmaya, konuşmaya, hissetmeye, düşünmeye başlar. Aslında varoluşta sadece anlık olan olaylara farkında olunmadan yapılan yargılar ve sonrasında ben şöyleyim kararlarına göre bir kişilik oluşur. Herkes gibi Esin de bu inanç kalıplarından oluşan kişiliği, kendi benliği sanarak yaşamaya devam eder.

Kısaca;

1-         Olumlu veya olumsuz olsun ben şöyleyim, ben böyleyim inançlarından oluşturulan kişilik, yargı/yorum sonucu kişinin farkında olmaması sonucu zihin tarafından oluşturulmuştur. Yani bilinçaltına ben korkağım, ben değersizim, ben beceriksizim gibi yerleşmiş kalıplar, ben değerliyim, cesurum, ben becerikliyim gibi kalıplarla telkin sonucu değiştirilebilir.

2-         Bu inanç kalıpları zihnin belirli olayları seçip, onları görerek o olayları yorumlaması sonucu oluşmuştur. Esin kişiliğini oluştururken cesur olduğu anları görüp, ben cesurum inancını da geliştirebilirdi.

3-         Olumlu veya olumsuz kişilik sizi sınırlandırır. Sadece çizdiğiniz kişilik sınırlarına göre davranır, hisseder, hatta düşünürsünüz. Özgür olamazsınız. Özgür olamayan ruh sıkılır. İnsanların genel olarak sebebi olmadan sıkılmalarının temelinde bu yatar. Yarattığınız kişiliğe uymayan bir davranış sergilediğinizde, hatta bırakın davranışı kişiliğinizle sınırlandırdıklarınızdan farklı bir şekilde hissettiğinizde ve hatta düşündüğünüzde kendinizi suçlu hissedersiniz. Ben kindar değilim ama bu adamdan intikam almak istiyorum veya ben planlı programlı birisiyim nasıl unuturum, nasıl hata yaparım, ben dikkatliyimdir nasıl kaza yaparım vs gibi düşüncelerle kendinizi suçlar durursunuz. Sizin kişiliğiniz olsa da olmasa da hayat akmaktadır, kişilik hayatın akışını kabul etmenizi engeller.

4-         Kişiliğe ihtiyacınız yok, o sanal inançlar bütünüdür. Sizin doğuştan sadece size özel bir karakteriniz var zaten. Hem de temeli sevgi olan, güven olan. Yargılarda boğulmaya harcadığınız enerjinizi o özelliğinizi bulmaya harcarsanız esas sizi bulursunuz.

Kulağa pek hoş gelmeyecek ama gelin siz kişiliksiz olun, kişilik SİZ olun:)

Emine Nalçacı Maviş

4.10.1984 tarihinde Ankara da doğdum.İlk, orta ve lise öğrenimimi Ankara da tamamladım. Lisans eğitimimi 2007 yılında Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde bitirdim. 2010 yılında aynı üniversitede Pedodonti (çocuk diş hekimliği) alanında yüksek lisansımı tamamladım. Sonrasında Boyabat Devlet Hastanesi (2010-2013), Düzce Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (2013-2014) ve Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde (2014-2015) çalıştım. Şuan Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesinde diş hekimi kadrosundayım. Evli ve bir kız çocuğu annesiyim. Düzcede ikametim sırasında yakın bir arkadaşım vasıtası ile reiki eğitimine başladım. İstanbul'a geldikten sonra da Reikiokulu ile tanıştım ve hayatımı değiştiren reiki de 3b öğretmen aşamasına gelerek Reiki başta olmak üzere spiritüel alanında kendimi geliştirmeye başladım. Kitap okumaktan ve el işleri yapmaktan hoşlanırım.

2 yorum

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…