Varoluş Dergisi

AN’A SIKIŞMAK

Tek gerçek zaman olan ‘an’ süresince yapabileceklerinin bundan ibaret olduğunun bilincine varmak, soluk almak gibi yalnızca hayatta kalmaya yarayan ve başka hiçbir amacı olmayan bir eyleme tâbi olduğunu anlamak.

Bazı anlar vardır. İnsan; geçmişinin, havada asılı, kendinin dahi tüm ayrıntılarıyla ve gerçekleriyle betimleyemeyeceği bir halüsinasyon bulutundan; geleceğinin ise, ödüllerden ve cezalardan, bunların dengesi arasındaki çizgilerde kendi kendini var ve yok etmeye çalışmaktan yorulan zihninde, korkular arzular ve umutlarla örülmüş imgelerden ibaret olduğunu anlar.

O anlar, ne geçmiş denen hikayenin, yalan yanlış, çarpık ve istediğimiz şekilde değiştirerek yerleştirdiğimiz belleğimizden gayrı hiçbir yerde var olmadığını, ne de gelecek denen meçhulün kurgumuzdan başka bir şey olmadığını anlayıp, yalnızca “an”ın yani “şimdi”nin gerçek olduğunu idrak etmeye başladığımız anlardır.
Bu öyle bir korkuyu beraberinde getirir ki. An’a sıkışmak, ve an’da yaşamak. Öyle temelsiz, öyle baş’sız ve son’suz bir tutsaklıktır ki: Varlığı nefes alıp vermek gibi basit bir devinime indirgeyen…

Tek gerçek zaman olan ‘an’ süresince yapabileceklerinin bundan ibaret olduğunun bilincine varmak, soluk almak gibi yalnızca hayatta kalmaya yarayan ve başka hiçbir amacı olmayan bir eyleme tâbi olduğunu anlamak. Tıpkı bir mantar gibi, bir yosun gibi, bir porsuk gibi, tüm diğer geçmiş ve geleceği olmayan anlık organizmalardan farksız olduğunu anlamak, onlardan tek farkının, aslında hiç var olmayan kavramları (geçmişi, geleceği, yüz binlerce fikri) yaratan, bu yarattıklarını bin bir oyunlar imgeler sesler ve sözlerle adeta katman katman (bilinç dışı – yarı bilinç – bilinç..) kusan bir beyin organına sahip olmak olduğunu, ve bunun kendisine bir işkenceden başka hiçbir şey sağlamadığını anlamak. Öyle bir korkuyla yüzleşmektir ki..

Gözlerini kırpıştırıp başını sağa-sola hızla bir iki kere sallar sersemlemiş gibi insan. Ve kaldığı yerden ofis masasının üzerindeki evraklara döner.

Ecem Değirmencioğlu

1991’in Aralık ayında İstanbul’da doğdu. Yeşilköyde ilk ve ortaokulu okuduktan sonra Hasan Polatkan anadolu lisesini ardından Yeditepe Üniversitesi Tıp fakültesini bitirdi. Psikanalize duyduğu ilgi sebebiyle doktorluğuna psikiyatrist olarak devam etmeye karar verdi. İnsanın kendini keşfetmesi, dışarıya değil kendi içine bakan bir pencere açabilmesine yardımcı olabilecek tüm bilimsel ve felsefi disiplinlere ilgi duyuyor.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…