Varoluş Dergisi

AL GÜLÜM, VER GÜLÜM

Ne zaman sosyal hesaplarımızdan birini açsak, en az bir arkadaşımızın iğneli bir söz paylaştığını görürüz.

Bazen de bu paylaşımlar üçüncü kişiler arasında dedikodu konusu bile olur. Acaba bu sözü kimin için paylaşmıştır? Eşine mi, tanıdığınız ortak bir arkadaşınıza gönderme mi yapmıştır? Belki de siz olabilirsiniz paylaşan kişi.

Bu iğneli sözleri neden paylaşma ihtiyacı hisseder bir insan? Size o kötülüğü yapan kişi bunu size neden yaptı? Tamam! O nankör, vefasız, ikiyüzlü vs. hepsi olabilir. Ama siz bunu neden yaşadınız, bu yaşadıklarınız başınıza neden geldi? O an için siz ne hissediyordunuz? İçinizdeki hangi yaraya tuz bastı bu olay, neden canınız acıdı? Çok mu verdiniz acaba: ilgiyi, sevgiyi, zamanı, parayı, tecrübenizi, bilginizi, tavsiyenizi…

Karşılığında ne aldınız. Koca bir hiç mi? Evet ise o zaman farkındalığı artırma zamanı.
Sürekli karşınızdaki kişiye vererek o kişinin verme dengesini bozmuş olabilir misiniz? O kişi belki de sizden sürekli almaya alışmıştır ve vermeyi unutmuştur artık. Siz ona hep vererek onu almaya alıştırmışsınızdır. Bu da mı benim suçum demeyin lütfen hemen. Kurban rolüne sokmayın kendinizi. Amacımız; öncelikle kendimizi tanımak. Bunu yaparken de; suçlamadan, yargılamadan kendimize dışarıdan bakmak ve kendimizle yüzleşmek. Böylelikle aynı hataları tekrardan yapmamak için derslerimizi almaktır. Acısı, duygusu ile yüzleşebilen ve içinden geçebilen kişiler hayatta daha sağlam adımlarla ilerlerler. Korkmak, bastırmak, suçlamak aynı hataların tekrarına sebep olur. Kısırdöngü de bir hayat yaşanmış olur.

Öyleyse sürekli birilerine verici davrandığınızı yada belki de sürekli aldığınızı vermediğinizi düşünüyorsanız devam edelim. Sürekli karşıdaki insanlara verme eylemi bazı insanlarda artık bir görev haline dönüşür. Sürekli vermekten artık alma dengeleri bozulmuştur. Sonra zamanla her verdiğinde ‘Bu sefer de böyle olsun, bakalım şimdi ne yapacak acaba’ diye beklentiye girilir. Güzel bir söz, bir iyilik, bir teşekkür beklenir. Fakat o zaman hiç gelmez. Enerjinin dengesi bozulmuştur artık. Artık zaman; Facebook’ta, Instagram’da karşıdaki insana isim vermeden, o kendini bilir edası ile laf gönderme zamanıdır. Oysa ki; karşıdaki kişi tam olarak sizin ona göndermek istediğiniz mesajı alamayacaktır bile. Çünkü yaşanılan her şey bilinçaltı düzeyde sizi ilgilendiren konudur. Onun yaşadıkları ise çok farlıdır onun gözünde. O kendine göre düşünecektir bu olayın sonucunu.

Dengesizliği yaşayan kişilere bakıldığında bu kişilerin özellikle de çocuk yaşlarda yaşanılanlardan dolayı kendini değersiz hissetme, kendini sevmeme, yeterli görmeme, onaylanma ve kabul görme ihtiyacı hissetme, kaybetme korkuları olduğu görülmektedir. Bu negatif bilinçaltı kalıplarının en çok deneyimlendiği yer de ilişkilerdir. Bilinçaltında bu blokajlara sahip kişilerde bu nedenle bu olaylar sık görülmektedir. Herkes içinde hangi yara varsa o acıyı deneyimler.

Bazıları da hep almaya alışmışlardır. Vermeyi bilmezler. Bu tip kişilerde genelde kurban arketipi yüksektir. Sürekli isterler. Çünkü o: muhtaçtır, zavallıdır, şansızdır, insanlar zalimdir, ona sürekli kötülük yapılıyordur ve o bunları hak etmiyordur. Bu tip insanlardan sürekli buna benzer cümleleri duyabilirsiniz. Bazıları da hep daha fazla isterler; sevgiyi, ilgiyi… Hep daha çok sevilmek ister, en çok o sevilsin ister. Mesela; eşi onu hep sevsin ve sürekli onunla ilgilensin ister. Beni o arasın, o sevsin, sürekli hediyeler alsın, benim işimi halletsin… Talepler hiç bitmez. Verildikçe daha fazlasını almak ister.
Enerji alışverişlerinde farkındalık içinde kalarak kendimizi gözlemlemek şifalanmamıza yardımcı olur. Bu enerji akışında ne hissediyorum, üzülüyor muyum, hasta mı oluyorum, kendimden nefret mi ediyorum, alırken de verirken de ne bekliyorum insanlardan, bana değer veriyor – beni önemsiyor mu diye sorgulamalarım var mı? Bu soruları sorarak kişinin bir seyirci gibi kendine ve olaylara dışarıdan bakması cevapları bulmasını kolaylaştıracaktır.

Bazen verilen bir aşktır, bazen zaman, bazen para… Bir şeyler bekleyerek de verdiğimiz her şey bize acı, üzüntü getirecektir. Ben onun için bir şey yaptım şimdi sıra onda diyerek bu işi sıraya koymakta, al gülüm ver gülüm şeklinde alışveriş de enerjiyi kilitleyecektir. Sevgi ile yaptığımız her şey ise bize yine sevgi ile geri dönecektir. Hangi düşünce ve duyguların titreşimi ile rezonansta isek aynı olayları, durumları çekeriz hayatımıza. Sevgi ile verdikçe sevgi ile katlanarak gelir bize tüm güzellikler. Yeter ki sevgi ile al ve sevgi ile ver…

Sürekli almak isteyenin vermesi de gerektiği, sürekli veren kimsenin de talep etmesi gerektiği fark edilmelidir. Kendi değerini farkına varmak, değerine sahip çıkmak, insanlarla sınırlarını belirlemek bir süre sonra bu enerji akışını dengeleyecektir.
Biri size bir iltifat ettiğinde sevgi ile kabul edin o iltifatı ve teşekkür edin. Ya da küçük bir hediye verdiğinde yine sevgi ile kabul edin. İhtiyacım yok nasılsa, boşuna parasını harcamasın benim yüzümden gibi düşüncelere girmeyin. Burada zihnin oyunu yatar çünkü. Bilinçaltı düzeyde iyi ve güzel şeyleri hak etmediğiniz inancınız olabilir. Ya da değersizlik inancı.

Hatta kendinizi de ödüllendirin arada, kendinize hediyeler alın. Ben her doğum günümde kendime bir hediye alırım. Tek başına kendime bir zaman ayırıp alışverişe çıkar ve o gün en çok beğendiğim bir eşyayı bir hediye paketi yaptırarak alırım. Eve gelince de iyi ki doğmuşum diyerek güler ve hediyemi açarım. Ayrıca; diğer insanlara yardım etmek, küçük hediyeler almak, iltifat etmek, takdir etmek hem kendi değerinizi hem başkalarının değerini görmenizi sağlar. Akışı da dengeler.

Tekâmül yolunda ilerlemek için her şeyin karşılıklı akışı, denge de olma hali makbuldür.

Ebru Bağkazan

1976 yılında Çorlu da doğdum. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimimi doğduğum ilçede tamamladıktan sonra Yüksek lisans ile ilgili eğitimlerimi de İstanbul’ da tamamladım.

Çok uzun yıllardan beri de kişisel gelişim, spiritüalizm, tasavvuf, şifa teknikleri ve enerji alanlarında araştırma ve çalışmalar yapıyorum. Çorlu’ da yakın zamanda ReikiOkulu’ nun Çorlu Şubesi’ ni açtım. Burada çeşitli meditasyonlar, şifa terapileri ve kişisel seanslar düzenliyorum.

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…