Varoluş Dergisi

AH ŞU ENERJİ İŞLERİ – BİLİNÇALTI

Hayatın gözle görünenden ibaret olmadığını, hatta ötesinde keşfettiklerimizle aslında ne kadar yüzelsel bir kısmını günlük hayatımızda algıladığımızı, sorgulayan, araştıran, deneyimleyen pek çok düşünür farkındadır elbette.

Hatta bu araştırmaları bilime dayandırıp, Kuantum Fiziği adı altında bir çok keşfi de açıklanabilir kılan çalışmalar sürdürülmektedir. Müsaadenizle ben de kendi çapımda “enerji çalışmaları” adı altında yaptığım araştırmalarım ve kişisel deneyimlerimle elde ettiğim bilgileri sizlerle paylaşmak isterim.

Amacım, “bizim komşunun kızı da gidiyor bir yerlere, şifa çalışması mı ne yapıyorlarmış ama nedir neyin nesidir bilmem” diyen tatlı teyzelerimi, “yaa bırak ne o öyle, boş işlerle uğraşıyorsunuz oğlum” diyen işkolik abilerimi, “o ne yaa, şuradan bir enerji versene bakayım noluyor aha aha” şeklinde şakalar yapan munzur gençlerimizi en basit haliyle çeşitli kavramlarla tanıştırıp, mümkünse herkesin yararına kullanabileceği şekilde sunmaktır.

Buyurun bakalım, buradan başlayalım;

Bir insanın hayat yolunda veya karmasında şifacılık varsa, öyle ya da böyle bir şekilde müdahil oluyor duruma. Önceleri ilginç görünen hatta bazen mantık dışı gelen durumlar, bir de bakıyorsunuz tecrübe edilmiş, hayata bakışınız aniden değişmiş. Bir zamanlar “yok canım olur mu ne saçma işler, birileri bir şey uyduruyor diğerleri de inanıyor herhalde” dediğiniz şeyler, gün geliyor hayretler içinde deneyimlediğiniz tecrübelere dönüşüyor. Tabi bu deneyimleri yaşamak öyle kolay olmuyor.

Önce bilinçaltınızdan yükselen düşünce kalıplarının hayatınızı çekilmez kılması veya sizi kısır bir döngüye sokmuş olması gerekiyor ki akılla mantıkla çözemeyeceğinizi anladığınız durumları bertaraf edebilmek için başka çareler aramaya başlayın. “Bilinç seviyesinde çözemiyorum, sanırım bilinçaltına inmem gerek” ama nasıl? Tabi ki bunu tek başınıza yapamıyorsunuz, ufak bir yardım gerekiyor. Peki, bu yardımı aldığımızda ne mi oluyor? Muhtemelen hayatınız daha öncekinden daha farklı oluyor. Tabi buna hazırsanız.

0-7 yaş arası insan beynini bir sünger gibi düşünürsek, yerli-yersiz, iyi-kötü, doğru-yanlış, önemli-önemsiz ayrılmadan her şey bilinçaltına bir güzel yerleşiyor. Bunula sınırlı değil tabi, yaşadığımız her gün bilinçaltı kayda devam ediyor. Gün içinde yaşadığımız olaylar, duyduğumuz ve hatta farkında bile olmadığımız sesler, aldığımız kokular, gördüğümüz renkler, tattığımız lezzetler vs her biri bilinçaltımıza bizden habersiz birer ajan edasıyla sızıyorlar. Eee bu kadar şey nasıl oluyor da orda kalıyor çöplük mü burası diye sorabilirsiniz ama pek de öyle sayılmaz, tam tersi büyük hazinelerin yattığı yer diyebiliriz farkında olanlar için.

Rüyalar vasıtasıyla tamamlanmamış olaylar tamamlanır, metaforik olgular eylem yoluyla taşları yerine oturtur. (Türkçe meali, rüyanızda gördüğünüz timsah aslında bambaşka bir şeyi temsil ediyordur da, o gün kırmızı ruj sürdüğünden siz çıkartamamış olabilirsiniz 🙂 Böylelikle uyandığımızda zihnimiz sakinlemiş, algılarımız tazelenmiş olur. Ve fakat sonuçta bilinçaltına inen herşey olumlu veya olumsuz düşünce kalıplarına dönüşür. Örnekle açıklamak gerekirse; 0-7 yaş arasında bilinçaltı ile bilinç arasında hiç bir filtreleme bulunmayan bir yavrumuza, yabancılarla konuştuğunda veya sizden uzaklaştığında başına kötü şeyler geleceğiyle ilgili korku salarsanız, bilinçaltının derinliklerine kişinin hayatı boyunca karşısına çıkabilecek olumsuz durumları çeşitli senaryolar halinde küçükten işlemiş olursunuz.

Yerleşmiş bu tür korkular hayatın hangi aşamasında olursa olsun tetiklendiğinde kişinin enerji seviyesini düşürerek, o frekansa uygun hoş olmayan durum, kişi veya olayları çeker hale geliyor. Yani içeride ne varsa dışarıya da o yansıyor. Hep deriz ya “korktuğum başıma geldi” diye, işte bu nedenle. Bu tür olumsuz kalıpları olmayan insanlarsa nerede olurlarsa olsunlar benzer tecrübeleri yaşamıyorlar. Hatta aksine, bilinçaltı pozitif kalıplarla dolu insanların hayatı genelde çok daha kolay ve keyifli geçiyor.

Yine bir karşılaştırma yaparsak; sırt çantasını alıp hiç bilmediği ülkelerin tehlikeli kabul edilen yerlerine gidip, tanımadığı insanlardan bir sürü arkadaş edinen birine hiç bir şey olmazken, yaşadığı şehirden bile uzaklaşmadığı halde istenmeyen olaylarla karşı karşıya kalan bir başkasının bilinçaltı kalıplarını incelediğimizde aslında hiç bir şeyin tesadüf olmadığını da bir kez daha anlar hale geliyoruz.

Peki, bu durumları yaşamamızın nedeni nedir? Hayatımızda farklı zamanlarda, farklı yerlerde, farklı kişilerle karşı karşıya kaldığımız tekrar eden benzer durumların nedeni, bilinçaltında yatan korkularımızla yüzleşip kalıpların yıkılmasını sağlamak olabilir mi dersiniz? Evren bize her şeyin mükemmel bir düzende yaratıldığını ve bu düzeni aslında sadece kendimizin bozduğunu farkına varmamız için çeşitli olaylarla bizi uyarıyor olabilir mi? Bu taraftan bakınca olabilir gibi görünüyor. Peki, bu korkuları yenmek için illa nahoş durumlardan mı geçmek gerekiyor, başka bir yolu yok mudur bunun derseniz, aramıza hoş geldiniz derim, sizinle iyi anlaşacağız 🙂

Öncelikle gelin toparlamaya, geleceğimiz çocuklarımızdan başlayalım. Özellikle 0-7 yaş arası yavrularımıza yanlış yüklemeler yapmayalım ki, hiç böyle dertleri olmasın. Çünkü henüz değinmediğimiz daha birçok etken var hayatlarımızı etkileyen ve çözülmeyi bekleyen. Bunlar sadece bu zaman dilimine ait bilinçaltı kaynaklı kalıplar. Sırasıyla tek tek diğerlerini de inceleyeceğiz birlikte ama önce lütfen sevgili anneler & babalar, büyükanneler & büyükbabalar, çocuklarınıza, torunlarınıza pozitif yüklemeler yapın. Onları kendi faydalarına olacağını düşünerek, korkutmayla ders vermeyin. Nasıl yapalım derseniz, bunun için değerli Psikolog ve Pedagog arkadaşlarımıza danışın, yayınlarını okuyun, araştırın, çünkü pozitif yükleme öyle Cem Yılmaz’ın Comodor 63’ten bilgi yüklemesine benzemiyor, ah olsa ne matrixler ne matrixler.. Sözlerimize, düşünce ve eylemlerimize mümkün olduğunca özen göstermemiz gerekiyor ki, gözlem yeteneği son derece gelişmiş insan yavruları her şeyi çok çabuk kapıyor. Şaka bir yana, onlara verebileceğimiz en büyük hediye, olumlu kalıplarla yüklenmiş sağlıklı bir bilinçaltı olur bu hayatta.

Şimdi gelelim “korku kültürü” ve “ayıp terbiyesi’’yle büyütülmüş bizlere. Biz ne yapalım? Her zaman yaptığımız gibi yine önce bir kendimizi dinleyelim. Enerjimize odaklanalım. Hayatta şu anda neleri deneyimliyoruz gözlemleyelim. Sürekliliği olan döngüleri fark edelim ve altında yatan kök korkuyu bulmaya çalışalım. Belli bir farkındalığa eriştikten sonra gerçekten ne istediğimizi bilerek bir bilinçaltı temizliği yaptıralım. Hangi yöntemle diye soracak olursanız size bir kaç örnek sayayım, hepsini araştırın hangisi size daha yakın gelirse ona yönelin.

Reiki ile, Access Bars ile, Hipnoterapi yöntemiyle, Theta healing yoluyla, NLP ile vs.

Yalnız bu çalışmalardan bir seferde mucize beklemeyin. Bilinçaltı katman katman, bir şeyleri süpürürsünüz altından başka bir şey çıkabilir. Tabi ki hissedersiniz, farkındalığınız artar, bakış açınız değişir, dolayısıyla hayatınızda bazı şeyler değişmeye başlar. Ama sihirli değnekle bir dokunuşla Kül Kedisi’nden Sindrella’ya dönüşüm henüz yalnızca masallarda. Belli tekamül seviyesine ulaşmış birisi için açılım daha farklı olabilir belki ama genel itibariyle konuşalım.

Enerjimize odaklanalım demiştik ya işte enerjinizi düşük hissettiğinizde ne yapıp edin ve onu yükseltin, çünkü unutmayın hayatımıza enerji frekansımız doğrultusunda olay ve kişileri çekiyorduk. Yani ne kadar yüksek, o kadar iyi.

Bilinçaltıyla başlayıp enerji dünyasına şöyle bir giriş yaptıktan sonra, “enerjimizi nasıl yükseltiriz?” kısmına geçelim mi hep birlikte? Öyleyse bir sonraki sayımızda tekrar buluşmak üzere…

Sevgiyle…

Gaye Ulaş

Yolun yarısında,

Mimar,

Kendi çapında bir hayat gözlemcisi,

Düşünür, taşınır,

Sanatçı ruhlu,

Paylaşımcı,

Sevmeyi sever,

Reiki 3A Master
Access Bars uygulayıcısı

Yorum Yaz

İnternet üzerinden dijital yayın hayatına ilk olarak 2013 yılında başlamış olan Varoluş Dergisi, kısa bir aradan sonra şimdi yeniden okurları ile birlikte. Değerli yazarlarımız, Spiritüalizm, Reiki, Yoga, Astroloji ve Yaşam alanlarında, siz değerli okurlarımız için yazıyor…